Dostlar Tiyatrosu’ndan “Ortak”

ORTAK

Dostlar Tıyatrosu’nda sahnelenen «ORTAK», Bilgesu Erenus’un eseri. Dekor, Metin Deniz; Yöneten, Macit Koper.

12 Mart’ın getirdiği bunalımlı günler, seyyar satıcı Tirbuşon Sadık ve ailesinin çevresinde gelişiyor. Her ne kadar Tirbuşon Sadık, içinde bulunduğu ortamın bilincinde değilse de dolaylı olarak etkileniyor, yıkılıyor.

Karısı, kızı, oğlu, gelini; dünürü; damadı ile üç gözlü bir gecekonduda oturan ve yıllardır bir holdingin kapısında tezgah açan Tirbuşon Sadık, Holding sahibi Sadun Ünsal’ı öve öve göklere çıkarır. Onun kapısında mal satmak ayrıcalığı sadece ona verilmiştir. Hatta Sadun Ünsal ile Tirbuşon Sadık arasında hiçbir fark yoktur. Tirbuşon bunu şu sözleriyle belirtir: «Sadun bey beni çok sever. Bazen selam bile verir. Nasılsın rakibim? der. İkimizin arasında fark yok. O da fabrika malı satıyor, ben de… Sadece, onun fabrikaları var.»



Bir gün, Tirbuşon Sadık, gazete ilanlarından Holdingin halka açıldığını okuyunca kararı verir. Elinde, avucunda ne var, ne yoksa Holdinge yatırıp ortak olacaktır. Damadı ile karısı, her ne kadar kendisine engel olmak isterlerse de yararı olmaz. Kararı kesindir. «Kadın! Kadın! Bankada duracak da ne olacak? Bugüne kadar bir şey çıktı mı ki! Dümen bunlar dümen»!.. Onun için yüzde yirmi kar payı, bankanın dağıttığı faizden çok daha caziptir.

Anladığı kadarıyla «Büyük bir gemiye benzeyen, bölmelerinden birkaçı su alsa bile yoluna devam eden» holdinge bin liralık hisse ile ortak olur Tirbuşon Sadık. Sadun Ünsal, artık rakibi değil ortağıdır.



Ne var ki holding, Tirbuşon’un deyimiyle «gayet demokratik» bir şekilde kar dağıtımını bir yıl sonraya erteler. Karar demokratiktir çünkü Sadık’ın bir, diğerlerinin bin hissesi vardır. «Ben bir kelle, öbürleri bin kelle. Biz dağıtalım, onlar dağıtmayalım, diye tartışırken, sonuçta demokratik olarak onların dediği kabul edildi.»

Holding, çevredeki gecekonduları yıkıp ta, oraya «kamu yararına» deterjan fabrikası kurmaya kalkışınca, Tirbuşon’u bir telaş alır. Tek amacı evini kurtarmaktır. O da «demokratik» yola başvurur. Evini ipotek ettirerek, şirketteki bin liralık hissesini elli bir bin liraya çıkartır. Böylece genel kurulda sesini yükseltecek, hakkını arayacaktır. Nasıl ki, bir önceki kurul toplantısında söz alıp, bir ortak olarak holdingin kendisini gözetmesini, tekrar binanın önüne tezgah açması için olanak sağlamasını istediyse, bu kez evinin yıkılmamasını isteyecektir. Ama holding, sermayesinin yapısı gereği önce kendi ortağını yiyecektir.



Tirbuşon’un evine sığman kadın, aile hakkında şunları söyler arkadaşına: «Ahmet arkadaş, sana hep kızardım, bu aileyi niçin değiştiremedin, niçin bilinçlendiremedin diye! Oysa görüyorum ki bu iş çok zor. Geleneklerinin, düzenin şartlandırdığı inançlarını değiştirmek kolay değil.»

Bir kaos içerisinde; evini, oğlunu, damadını, gelinini, parasını kaybeden Tirbuşon, ancak başına gelen bu acı olaylar sonucu bilinçlenir. Oğlunun ihbarı sonucu çatışmada vurulan damadının sözleri kulağında çınlar: «Seni babamdan yakın bildim. Sen aptal adam değilsin. Niçin bunları anlamıyorsun, niçin? Biz insanları ürettiğine göre sınıflandırırız Aramızda nice yaşlı kişi var ama kanı deli…»



Cesedi almak üzere kapıdan çıkarken mırıldanır: «Bu güne kadar hep gider hanesine yazdık. Artık almanın zamanı geldi…»

Kişilerin ancak kendi sınıfından olanlarla, ortaklık kurabileceğini, aksi takdirde ezilip, sömürüleceğini yansıtan oyun; kurtuluşun tekil değil, toplumsal yoldan gerçekleşeceğini bildiriyor.

Diyaloglar öne atılan tezler, görüşler 12 Mart üzerinde tartışmalara neden olabilir. Fakat iki saatlik bir sahne eserinden, bir dönemin tam eleştirisini yapması beklenemez.



Bilgesu Erenus’un gerçek bir kişi olduğunu belirttiği Tirbuşon Sadık ve çevresi tüm boyutlarıyla ele alınmış. Yanılgılarıyla, çelişkileriyle, hatalı ve doğru yönleriyle… Oyunda, kırdan kente göç etmiş kişilerin gecekondu semtlerindeki yaşantılarını bütün canlılığı ile izleyebiliyoruz.

Tiplerin gerçek ve çok boyutlu olması, slayt ile müziğin dengeli bir şekilde verilmesi, oyunun mesajının herkes tarafından doğru olarak anlaşılmasına yardımcı oluyor.



Üç odalı bir gecekondunun, teknik zorluklar nedeniyle sahnede tek odalı gösterilmesi, dekorun sevimliliğinden bir şeyler götürüyor Her ne kadar imajlarla bu eksiklik seyirciye duyurulmamaya çalışılıyorsa da bir başka çözüm yolu bulunabilirdi.

Yalnızca slogana dayanan, suni tiplerle oyun yürütmeye çabalayan bazı tiyatrolar, ne kadar devrimci çizgide olurlarsa olsunlar, seyirciye yararlı değil, zararlı olduklarını bu oyunu izleyerek anlayabilirler.



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.