Tanju Gürsu Selda Alkor Aşkı Bitti




Yerli sinema, içinde aşkların, kıskançlıkların, şüphelerin, ayrılışların gece gündüz hiç durmadan kaynadığı, bir kazana benzer.

Yerli sinemanın insanı kamera karşısında rol olarak yaptığını, hususi hayatında da durmadan tekrarlar. Mesela, bir Fikret Hakan, bir Tamer Yiğit, bir Sevda Ferdağ, büyük aşk yaşadıklarını sandıkları bir sırada, bir bakmışsınız ayrılıvermişler, büyük aşkların kahramanları da satranç oyununun piyonları gibi yer değiştirmişlerdir. Ve yerli sinema yeni bir aşk, yeni bir dedi – kodu kazanmıştır. Büyük aşktan da tabiatıyla ortada bir şey kalmamıştır.






Şimdi size Türk sinemasında, biten bir aşktan söz etmek istiyoruz. İşte iğne batırılmış bir balon gibi sönen Selda Alkor – Tanju Gürsu aşkı.

Yalnız, daha önce bu biten aşkın ilk günlerine bir göz atmak gerekli. Bundan iki yıl kadar önce, ‘Gürsu’ film hesabına çevrilen, ‘Cumartesi Senin, Pazar Benim’ isimli filmde Selda Alkor, Fikret Hakan, Tanju Gürsu birlikte oynuyorlardı. (Bu, Selda’nın ilk filmiydi). Ve o zamanlar Tanju Gürsu’nun ‘Gürsu Film’ adında bir film şirketi vardı.






İşte Tanju ve Selda ilk olarak bu filmde karşılaştılar. Canları, kanları birbirine kaynayıverdi. Sonra bu kaynaşma, Acar Film hesabına çevrilen ve yine Tanju ve. Selda’nın birlikte oynadıkları ‘Çiçekli Kız’ filmi ile perçinlendi ve aralarında bir aşk doğdu. Ama tabii bu aşk yerli sinemanın aşk kuralları üzerinde inşa ediliyordu. Temeller çürük olunca da bugünkü netice normal sayılmalıydı.

Selda ve Tanju ilk günlerden bu yana, pek çok gazete ve mecmua sütunlarında yer aldılar, zaman zaman:

– «Biz birbirimizi çılgınca seviyoruz» dediler. Sonra:

– «Bu aşk burada biter» deyip, ayrıldılar.






Bu ayrılış da uzun sürmedi. Yine birleştiler. Bu birleşmeden sonra düğünün temmuz ayı içinde yapılacağını duyduk. Fakat her iki taraf ta:

– «İlk önce nişan» diyerek, nişan hazırlıklarına girişti. Nişan hazırlıklarına dair röportajlar yayınlandı. Herkes bu işe oldu-bitti, nazariyle bakarken, Selda ve Tanju yine ayrılıverdiler. Bu ayrılığın tek bir sebebi var: Selda, Tanju’yu ille de nikah masasına oturtmak istiyor, Tanju ise şimdilik hürriyetinden vaz geçmeye razı olamıyor…

‘Elveda’ isimli filmin son sahnelerinden birini seyrediyoruz. İşin enteresan tarafı, Tanju ve Selda ayrılma kararma rağmen ‘Elveda’ da oynuyorlar. Ne tuhaf tesadüftür ki, iki sevgili «Elveda» filminde birbirlerine ‘elveda’ diyorlar….






Ama hala birbirlerine «hiç bir şey yokmuş» gibi davranmaya çalışıyorlar. Birlikte resimlerini çekiyoruz. Çekinmeden poz veriyorlar. Fakat, yine de davranışlarında bir ahenksizlik seziliyor.

İlk önce Selda Alkor’la bir kenarda konuşuyoruz. Hiç konuşmak istemediği, yüzünün çizgilerinden seziliyor.

– «Anlaşamadık, ayrıldık» cümlesi ile işi savuşturmak istiyor. İşin derinine dalıp, nedenlerini niçinlerini soruyoruz. O zaman Selda, istemeyerek de olsa konuşmaya başlıyor.



– «Tanju benim her zaman arkadaşım kalacak. Fakat bir türlü hayat arkadaşı olamadık. Temmuz ayı içinde evlenecektik. Bu, Tanju’nun bana vermiş olduğu sözdü. Temmuz geldi çattı, hatta çıkıyor. Tanju ise böyle bir şeye yanaşmaktan kaçmıyor. Ayrılmamızın tek sebebi budur. Oturduk, enine, boyuna konuştuk. Ayrılmaya karar verdik.»

Selda’nın gözleri doldu. Bu konu üzerinde konuşmak artık bir fayda temin etmeyecekti. Bir sahne çekilip bittikten sonra, bu sefer karşımda Tanju Gürsu vardı. «Biten aşkı» konuşuyorduk.

– «Vallahi ne diyeyim bilmem ki,» diyerek söze başladı:






– «Selda ömrüm boyunca meslek arkadaşımdır. Fakat, daha evlenmeyi düşünmüyorum ben. Onun son günlerde artan evlenme isteği, bu işi buralara getirdi. Yani bu iş bitti. Ben evleneceğim kadının çalışmasına karşıyım. Selda bana ‘sinemayı bırakırım’ dedi. Ama, yarın böyle düşünmeyecekti. Yılda 50-60 bin lira para kazanan bir insan Türkiye’nin şartları göz önüne alınırsa her halde çok para kazanan bir insan demektir. Muhakkak eski günlerini arayacaktır. Ben ‘sinemadan kadın alınır’ derken, her halde bu taraflarım iyi hesaplayamamışım. Sonra, Selda, Anneme ve babama gitmiş, durumu anlatmış. Onlar da Selda’ya iyi davranmışlar. Ve: «Yavrum ikiniz de çocuk değilsiniz. Bu işi kendiniz düşünüp taşının karar verin» demişler. Vardığımız bu karar üzerine ben de eşyalarımı Selda’nın evinden topladım. Annemin babamın yanma geldim. İşte vaziyet böyle» dedi.



Tanju Gürsu ile Selda Alkor’un çekilecek sahneleri bitmişti. Tanju’yu Acar Film platosunda bekliyorlardı. O herkese, «Allahaısmarladık» dedikten sonra, Selda’nın yanma gidip elini sıktı. İki sabık sevgili birbirine uzun uzun baktılar. Sonra Tanju, merdivenleri koşar adımlarla tırmanarak gözden kayboldu.

Yeşilçam sokağında bu ‘biten aşk’ şöyle yorumlanıyordu: Tanju Gürsu prodüktörlükten önceki şöhretini tekrar sağlamıştı. Nikah defterine atacağı imza, Tanju’nun durumunu tekrar sarsabilir, onu hayranlarını kaybetme tehlikesiyle her an karşı karşıya getirebilirdi.



Selda Alkor’a gelince: Aynı şey onun için de söz konusuydu. Ve Yeşilçam sokağında serbest bir kadın oyuncunun ‘iş almacı’ daha kolay olurdu.

Yalnız ne var ki, Selda Alkor, bu aşkın his yönünden zararlı çıkmış, sevdiği erkeği, bütün kalbi ile istediği birleşmeye götürememişti. Zamanın çarkı durmadan dönüyor. Bugün çok arzuladıkları herhangi bir şeyi insanlar yarın unutabiliyorlardı.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 31. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.