“Cilalı İbo” Tiyatro’da




Seneler senesi çocuk piyeslerinde oynamış. Sonra biraz daha terfi edip ağabeyleri arasına karışmış, normal piyeslerde figüranlık etmiş, bazen göze girip bir piyeste bir iki cümle söylemesine müsaade edilmiş, ama derhal arkasından Shakespeare piyeslerinde bir kenarda put gibi duran askerlerden biri olmuş. İşte Feridun Karakaya’nın Şehir Tiyatrosu’na girdiği günden beri seneleri böyle geçmiş. Tam yirmi yıl… Bu sırada Karakaya beyazperdede meşhur «Cilalı İbo» tipini yaratmış. Ama sahnede hala kendisine arada bir, mühimce bir iki rol verilmişse de, bunlar pek azdır.

Derken dört yıl önce ona ilk defa Cahit Atay’ın «Pusuda» adlı piyesinde baş rolü verdiler. Feridun Karakaya bu rolü, Ankara’daki oyunla rahatça mukayese edilebilecek bir başarıya ulaştırınca, Şehir Tiyatrosu’nun kalabalık kadrosunda birdenbire ön plana çıkıverdi.





«Pusuda»nın arkasından, ona tiyatro artisti olarak asıl büyük başarıyı sağlayan «Scapin'in Dolapları» geldi. Bütün sezon adeta kapalı gişe oynayan bu oyundan sonra onu muhtelif piyeslerde karakter rollerinde veya baş rollerde gördük. Nihayet bu yaz Rumelihisarı'nda «Bir Kavuk Devrildi» de, seneler senesi Vasfi Rıza Zobu'nun inhisarında olan Eşref rolünü kendine has, apayrı bir janrda oynayınca, anladık ki Feridun Karakaya, Şehir Tiyatrosu'nda yıllardır boş olan muayyen bir yeri tek başına doldurmuş bulunuyor. Bu taklit kabiliyeti isteyen komik karakter rolleriyle, bütün bir piyes boyunca yorulmadan oradan oraya koşabilecek bir aktör isteyen rollerdir.





Şehir Tiyatrosu nev'i şahsına münhasır bir sanatkar kazandı derken, geçen yıl onun «Şen Dul» operetinde «Niyeguş» rolünü oynayacağını duyunca pek inanmamıştık. Sonradan o role Nüvit Özdoğru'nun alındığını duyunca bunun sadece bir rivayet olduğunu tahmin ettik. Ama bu yaz «Çardaş Fürstin» deki Kont Boni rolüne çağrıldığını, o sıralarda «Bir Kavuk Devrildi» de oynadığı için operette sahneye çıkamadığını, fakat kışın oynayacağını öğrenince, bir hayli şaşırdık. Çünkü böyle bir rol kazanılan başarıyı tehlikeye düşürebilirdi.





Nihayet onu geçen hafta «Çardaş Fürstin» de seyrettik. Kont Boni, bir parça «Çöpçatan»daki Roberto bir parça Scapin, bir parça «Şatodaki Kovalamaca»daki Chester, bir parça da «Bir Kavuk Devrildi»nin Eşrefi. Yani Feridun Karakaya'nın ta kendisi. Ne eksik, ne de fazla... Operadan gelme sanatçıların öteden beri alışılagelen ağırlığına, neşe, hareket, canlılık katan bir tip olmuş. Bunu, eski başarılarının bir devam; sayabiliriz. Ama Feridun Karakaya burada durmasını bilecek mi? Kim bilir?... Belki de seneye onu bir «Carmen» de, veya bir «Madame Butterfly» de arya söylerken görebiliriz.



Fıkrayı bilir misiniz? Mazhar Osman'a bir gün, «Senin asistanlarından falanca politikaya heveslenmiş,» diye haber vermişler. Mazhar Osman da Bakırköy'deki meşhur hastanede bulunduğu bir sırada asistanını yanın çağırmış:

- «İşittim politikaya girmişsin,» demiş.

- «Evet efendim.»

- «Peki ne olmayı düşünüyorsun?»

- «Vali olacağım.»

- «Sonra?...»



- «Sonra... Milletvekili olurum.»

- «Daha sonra?...»

- «Başvekil olurum.»

- «Daha daha sonra?»

- «Cumhurbaşkanı olurum.»

- «Daha daha sonra?...»

Asistan şaşırmış. «Şey...» demiş. «Amerika Cumhurbaşkanı olurum...»

Mazhar Osman, «İşte o zaman,» demiş, «Seni alırlar, tekrar buraya getirirler...»

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 47. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.