Yeni Yıldız Olinka Berova




Üzerindeki elbiseyi çıkarttırdılar, mayo ile şort benzeri bir kıyafet giydirdiler ve «Senin adın Ayşe» dediler. «Yüzlerce yıl önce yaşamış Uzakdoğulu bir dilber sultansın… Erkeklerden intikam almaya karar verdin. Her kadın zaman zaman çevresindeki erkeklerden intikam almayı isteyebilir ama Ayşe’nin intikamı diğer hemcinslerinin intikamına benzemeyecek…»






Filmcilerin tarih öncesi devirlerin insanı haline getirmek istedikleri 21 yaşındaki kumral Çekoslovak güzeli Olinka Berova, kendisine söylenenleri yüzünde tatlı bir tebessümle dinledi ve hemen harekete geçti.

Londra’daki film stüdyolarından birinde «The Vengeance of She» (O Kadının İntikamı) isimli bir film çevriliyordu. Daha önce «She» (O Kadın) isimli filmde gene tarih öncesi devirlerinde yaşamış bir güzeli canlandıran Ursula Andress, bu film sayesinde şöhrete ulaşmıştı… Şimdi de «O Kadının İntikamı» isimli filmde Olinka Berova şöhretin zirvesine ulaşmaya hazırlanıyor…



Çekoslovakya’nın Prag şehrinde doğmuş olan Olinka, küçük yaşta balerin olmaya niyetlenmiş ve bir bale okuluna gitmişti. Fakat ablasının sinemayı sahneye tercih etmesi Olinka’yı da fikrinden caydırdı. O da artık ablası gibi sinema artisti olmak istiyordu. Önce kendi memleketinde bir iki film çevirdi. Kısa bir süre sonra Avrupalı filmciler de Olinka’yla ilgilenmeye başladılar. Olinka film çevirmediği zamanlarda bir dükkanda tezgahtarlık yapıyordu. Yabancı filmcilerle yaptığı ilk anlaşmayı İngilizlerle imzaladı. Bunu bir İkincisi takip etti. Artık Olinka, sinemada şöhrete ulaşacağı günlerin yakın olduğunu anlamıştı…






Olinka Berova’nın film çalışmalarını seyredenler onun Ursula Andress’in şöhretini gölgeleyeceğini belirtiyorlar. Ursula’ya göre daha uzun boylu ve daha muntazam vücutlu bir genç kız olan Çekoslovak güzelinin şimdilik tek üzüntüsü uzun zaman vatanından ayrı kalması… «Ne yapsam nafile. Vatanım gözümde tütüyor» diyor. «Memleketimin havasını, suyunu, müziğini, insanlarını, kısacası her şeyini arıyorum.



Olinka, vatan hasretini Londra’da kaldığı pansiyonda Çek bestecilerinin eserlerini dinleyerek gidermeye çalışıyor. Bu arada İngiliz hayranlarıyla de hiç ilgilenmiyor. «Ben evlenmeyi düşünürsem, ancak kendi milletimden bir erkeği eş seçerim. Ama yabancıların benimle ilgilenmeleri de hoşuma gidiyor.» diyor.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 34. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.