Paul Newman Artist Düşmanı




Haber çabuk yayıldı. Paul Newman, eşinin ikazlarına aldırmadan motosiklete binmiş ve bir ağaca çarpıp yaralanmıştı. Söylentilere göre, yakışıklı aktörün yüzü, sargılar içinde tanınmaz hale gelmişti. Stüdyo doktorları onun bir, hatta belki de birkaç estetik ameliyatı geçirmeden film çalışmalarına devam edemeyeceğini söylemişlerdi.. Hollywood‘un en yakışıklı aktörünün böyle en verimli çağında müessif bir kaza geçirmesi hayranlarını olduğu kadar, filmcileri de üzmüştü. O akşam Hollywood’un muhteşem villalarından birinde tertiplenen ziyafette de başlıca konuşma konusunun Paul Newman’ın geçirdiği kaza olacağı anlaşılıyordu. Fakat daha davetlilerin bir kısmı ortalıkta yokken Paul Newman, çenesinde küçük bir bantla eskisinden daha neşeli bir halde, ziyafetin verildiği binadan içeri girince herkes şaşırdı. Yüzü her zamankinden daha sıhhatli görünüyordu. Üstelik de öyle tehlikeli bir kaza geçirmiş insan havası yoktu.






Paul Newman’ın yakın dostlarından bir, ikisi hemen yanına koştular: «Demek kazayı ucuz atlattın. Geçmiş olsun» dediler.

Aktör, bu sözleri hayretle dinlemişti. Kaza kelimesinden bir şey anlamadığı belliydi. Dostlarına cevap vermek için düşünürken, gayrı ihtiyari eli çenesine gitti. İşte o anda meseleyi anladı. Çenesindeki küçük çıbanın mikrop almaması için bantla kapatılmış olması, Hollywood’da büyük dedikodulara yol açmış, aktörün bir kazada yaralandığı haberi demek çarçabuk yayılmıştı…






Paul Newman, Hollywood’a geldiği günden beri şöhretli meslektaşlarının yaşayışlarım benimseyememiş, onların arasına katılmakta güçlük çekmişti. Bu yüzden özel hayatını mümkün olduğu kadar herkesten gizlemeye gayret etmiş ve kısmen de bunu başarmıştı… Birçok arkadaşı onun evine bir kere bile girmemişti. Yıllardan beri tanıştığı kimseler onun zevkleri, meraklan hakkında bir şey bilmiyorlardı.. Yalnız ortada bilinen bir şey varsa, o da, Paul Newman’ın mesleğine düşman olduğuydu. Nitekim, geçenlerde de genç adam bir dostuyla konuşurken bunu itiraf etmekte bir mahzur görmedi:






– «Ben artist düşmanıyım» diyordu. «İnsanların kendilerini olduklarından daha başka türlü göstermeleri, para uğruna yapmacık tavırlar takınmaları benim sinirlerimi bozuyor… Her şeyden önce insan olmak, çevremdekilere yardım edebilmek, çevreme faydalı bir insan olabilmek isterim. Benim aktörlüğümden, yakınlarım, vatandaşlarım ne kazanıyorlar? Bana sorarsanız, hiç… Ama belki de sinemaseverlere tatlı birkaç saat geçirtmem, günlük dertlerini kısa bir süre için de olsa unutturmamın bir faydası vardır. Ama bu hiç bir zaman benim anladığım manada ideal bir vatandaş olduğuma işaret sayılamaz…»



Altı çocuk babası aktör, meslek hayatında şöhretin zirvesine ulaştığı bir sırada mesleğinden nefret ettiğini söylerken sözlerinde samimi olduğunu ve kendine uygun ikinci bir iş daha bula- bilse, hiç çekinmeden mesleğini terk edeceğini belirtiyor… Artistlikten önce, profesyonel futbolcu olduğu bilinen Paul Newman, «Okul takımında oynarken çok mutluydum» diyor, «ama günün birinde, bizim takım maç yaptığı takımla kavgaya tutuşunca hapsi boyladım. Bu yüzden de beni takımdan çıkardılar. Futbolculuk günlerim sona erince boş zamanlarımda ne yapacağımı şaşırmıştım. Bu defa da okulun temsil koluna girdim ve giriş o giriş… Kendimi hiç sevmediğim bir çevrenin ortasında buldum. İnsan bir kere bataklığa ayağını attı mı boğazına kadar batmadan olamıyor…»

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 37. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.