Ses’in Yıldızları Aynı Filmde Buluştu

Ses mecmuası beş yıldan beri «Sinema Artisti Yarışması» düzenlemektedir. Her yıl bu yarışmalara binlerce genç kız ve erkek katılır. Hepsinin gönlünde beyazperdede görünebilmek, meşhur olabilmek, servet ve saadete kavuşabilmenin heyecanı vardır. Ses mecmuasının açtığı bu geniş ufuklar, sinemaya hevesli genç kız ve erkekleri özlemini duydukları sinema yıldızlığına götüren ve hayranı oldukları kimselere yakınlaştıran tek ve en garantili yoldur. Ses mecmuasının açtığı bu güç yolda kendine güvenenler rahatça yürür ve kısa bir zamanda bütün Türkiye’nin tanıdığı bir yıldız olup çıkar.



Ses mecmuası şimdiye kadar düzenlediği Sinema Artisti Yarışmalarıyla Türk sinemasına 25'in üstünde genç kız ve erkek kazandırmış, onlara şöhret ve servetin kapılarını açmıştır. Bugün hemen her filmde Ses mecmuası yoluyla sinemaya geçen yıldızlardan bir veya birkaçı rol almaktadır.

Fakat şimdiye kadar SES yarışmalarına katılıp da sinemaya geçen şöhretlerden sekizi bir araya gelmemişti. İçlerinde Selda Alkor, Ediz Hun, Sezer Güvenirgil, Süleyman Turan, Tugay Toksöz, Devlet Devrim, Tunç Oral, Füsun Erbulak'ın olduğu bu yıldızlar grubu Kemal Film firması hesabına, rejisör Mehmet Dinler'in rejisinde çevrilen, «Yarın Çok Geç Olacak» filminde bir araya geldiler.





Geçen cumartesi yerli sinemanın belli başlı «mekanlarından» biri olan Ortaköy' deki Sadıkoğlu yalısındaydık. Filmin ilk günüydü. İçeriye girdiğimiz zaman spotlar hazırlanıyor, kameranın yeri tespit ediliyordu. Ses mecmuası yoluyla sinemaya geçen şöhretler, bu hazırlıklardan faydalanıp bir köşeye çekilmiş konuşuyor, eski hatıralarını yad ediyorlardı. Yanlarına yaklaştık. 3 hafta önce ilan edilen 5. Ses Sinema Artisti Yarışmasından bahsediyorlardı. Söz döndü dolaştı aynı yıl yarışmaya kaplanların, yarışma gönüne ait hatıralarına geldi. İlk konuşan Süleyman Turan oldu.

1963 yılında yarışmaya girip «finalist» sıfatını alan Süleyman Turan, aynı yılın birincisi Ediz Hun'un son eleme günü heyecandan nasıl tir tir titrediğini, ayakta hareketlerle anlatmaya başladı.



- «Bizi okuldaki gibi sıraya dizdiler. Ediz yanımdaydı. Bir ara yüzünün sapsarı olduğunu gördüm. Sonra dönüp: 'Yanınızda aynanız var mı?' diye sordu. Dünmüş gibi hatırlıyorum: 'Hayır taşımam. Ben aynasızım!' cevabını verdim. Ters ters yüzüme baktı. O zaman hiç gülmemişti ama, bakın şimdi, nasıl katıla katıla gülüyor,» diyordu.

Bu sırada 1964 yılının birincisi Selda Alkor: «Aaa! Ben de Tugay'ın halini hiç unutamam,» diyerek söze başladı: «Hiç yerinde duramıyordu. Başını sanki gömleği darmış da boynunu sıkıyormuş gibi durmadan oynatıyordu. Tugay'a baktıkça güleceğim geldi. Böylelikle kendi heyecanımı unuttum.» dedi. Tabii söze hemen Tugay girdi: «Sana o gün heyecanını unutturduğum için, şimdi bana bir kahve ısmarlarsın, böylece ödeşiriz.»



Daha sonra, aynı filmde rol alan sekiz SES yıldızı hep beraber bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Resimler çekilip bitmişti. Yarışmaya katıldıkları zaman meçhul birer isim, fakat bugün hepsi birer şöhret olan sekiz meşhur artist, yine Ses mecmuası idarehanesinde karşılaştıkları «ilk günü» tatlı şakalar halinde anlattılar, o günün heyecanını tekrar yaşadılar... Rejisörün: «Haydi çocuklar iş başına» çağrısını duyunca çakı gibi fırlayıp yerlerini aldılar. Bu arada birbirlerine şöyle diyorlardı: «Bizler arada bir toplanıp eski hatıralarımızı ansak ne güzel olur değil mi? Ne de olsa hepimiz aynı ailenin çocuklarıyız!...»

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 50. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.