Yıldız Kenter ve Cüneyt Gökçer 7 Yıl Sonra Birlikte




Yıldız Kenter ile Cüneyt Gökçer, 1948-1959 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda «12’nci Gece», «Faust», «Şatoya Davet» ve «Gelin» piyeslerinde beraber oynamışlardı.

Garip bir tesadüf, ilk defa 1948 yılında «12’nci Gece» oyununda karşı karşıya gelen bu iki ünlü tiyatro oyuncusu son defa 1959 yılında gene «12’nci Gece» de oynamışlar. Yıldız Kenter, kardeşi Müşfik Kenter’le birlikte Devlet Tiyatrosu’ndan istifa ederek ayrıldığı için de bir daha bu iki usta oyuncuyu yan yana görmek tiyatro severler için mümkün olamamıştı.

Fakat şimdi sinemaseverler, iki devi «Yaşlı Gözler» filminde yan yana seyredecekler. Bu büyük organizasyonu rejisör – prodüktör Ertem Eğilmez yaptı.





Mecmuaya, «Yıldız Kenter ile Cüneyt Gökçer aynı filimde oynayacak» diye telefon ettikleri zaman doğrusu pek inanamamış, «yine yerli sinemada bir balon uçuruluyor» diye düşünmüştük. Fakat tiyatromuzun iki asını, Arzu Film yazıhanesinde tatlı tatlı sohbet ederken görünce, haberin düşündüğümüz gibi balon olmadığını anladık.

O gün yazıhanede bulunan herkeste derin bir heyecan, hatta telaş vardı. Rejisör Ertem Eğilmez'den, kameraman Kriton Iliadis'ten tutun da, prodüksiyon âmiri Vecdi Benderli'ye kadar...





Ertem Eğilmez'e:

- «Tebrik ederiz,» dedik.

Yıldız Kenter ile Cüneyt Gökçer'e bakarak güldü:

- «Ertem beyi tebrik etmek lazım ama, bir de Ertem beyin yüreğini sorun !...»

Yıldız Kenter:

- «Yüreğinizi ferah tutun Ertem bey,» dedi. «Sizi fazla üzmeyiz. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırız. Öyle değil mi Cüneyt bey?...»

Cüneyt Gökçer, bu soruya hemen cevap vermedi. Düşünceliydi. Dalgındı. Neden sonra:

- «Tabii, tabii,» diye Yıldız Kenter'i tasdik etti. «Merak etmeyin. Konu güzel. Seyirci çok tutacak.»





«Yaşlı Gözler», tanınmamış bir Amerikan piyesinden adapte edilmişti. Rejisör - prodüktör Ertem Eğilmez, piyesin yazarının ismini hatırlayamıyordu. Piyesin konusu, yaşlı bir ana - babanın; çocuklarıyla bağları kopmuş, hayat mücadelesi içinde yalnız kalmış iki ihtiyarın dramını anlatıyordu. Gerçek, yaşanmış bir hikayeydi.

Yıldız Kenter, Cüneyt Gökçer'e:

- «Annem ihtiyar rolü oynayacağımı duymuş, geçen gün, 'Aman kızım gene ihtiyarlıyor musun? Sen hep ihtiyar mı oynarsın?' diye sordu. Sen de, ihtiyarlıktan neden bu kadar korkuyorsun anneciğim, dedim.»





Cüneyt Gökçer:

- «Şansımız ihtiyar rollerinden açılmış bir kere,» diye cevap verdi. Sonra saçları dökülmüş başını göstererek:

- «Hem bu yaşta artık jön oynayamayız ya!...» diye ilave etti.

Ertesi günü, Orhan Günşiray'ın kaynanasının Yeniköy'deki köşkündeydik. Burada, beyaz gelinlik giymiş Yıldız Kenter'le, lacivert elbiseler giymiş Cüneyt Gökçer'in 30-40 yıl önceki evlilik fotoğrafları, çocuklarıyla birlikte aile fotoğrafları çekildi.



Bu fotoğraflar, yaşlı karı - kocanın hayat dramlarının geçeceği evde duvara asılacak, filimde gözükecek. Ertesi gün de, biri İstanbul'un, diğeri Ankara'nın iki ünlü tiyatro sanatçısı, Gülhane Parkı'nda, saçları beyazlaşmış, yüzleri kırışmış, kalın paltolarıyla kamera karşısına çıktılar. «Yaşlı Gözler»in iki baş oyuncusu, artık gençlik günlerini geride bırakmışlardı. Evlerinin duvarını süsleyen fotoğraftaki çocuklarıyla bağları kopmuş, bu koca dünyada yapayalnız kalmışlardı.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 47. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.