Gürses Ailesinin Her Şeyi Sinema




Şile’deki deniz fenerinden. «Ağlayan Kaya» kumsallarına doğru ilerleyenler bir binanın üzerine kocaman harflerle yazılmış «Atilla Film Stüdyosu» yazısını görürler. Geçen hafta Şile’ye yaptırımız bir gezide bu binayı görünce Hollywood’un ilk kuruluş yıllarındaki ünlü sinemacıların büyükçe birer kulübe halinde olan stüdyolarını hatırladım.

California kıyıları gibi güneşli ve oradan daha güzel olan Şile’ye gönül verenlerin başında Muharrem Gürses gelir. Gürses, yerli sinema tarihine geçmiş filmleriyle milyonlarca Türk film seyircisinin dünya görüşüne tesir etmiş bir sinema adamımızdır.






«Türk Sinema Tarihi» adlı kitapta Nijad Özön’ün, Muharrem Gürses için ayırdığı sayfalar arasından şu cümleye bir göz atalım:

«Muharrem Gürses yalnız, ortalama Türk filminin temsilcisi olmakla kalmaz, aynı zamanda bu ölçü çerçevesindeki en önemli sinemacı olarak ortaya çıkar.»

Gürses, Yeşilçam’da tam 24 yıldan beri film yapar. Türkiye’nin sayı bakımından en fazla film çeviren rejisörü odur. Bugün Türkiye’de en zengin tarihi kostümlere sahip olan da odur. Bugüne kadar 57 filmde rol almış, 99 filmde rejisörlük yapmıştır. Türk sinemasının en çok para kazanan rejisörü olduğu gibi, yerli film seyircisini en fazla ağlatan da odur.






Muharrem Gürses, 1913’te Amasya’da doğmuş, «İstanbul Muallim Mektebi»nden mezun olduktan sonra üç yıl öğretmenlik yapmış, sonra İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girmiş, SES Opereti’nde sahneye çıkmış. Ankara Radyosu Temsil Kolunda çalışmış, 1943’te yaptığı ilk filmi «Köroğlu» ile o yılın hasılat rekorunu kırmıştır. Kıdemli sinema adamı:

– «Artık, oğlum Atilla Gürses için çalışıyorum» diyor. «Onun adına bir firma ve stüdyo kurdum. Türkiye’nin en büyük kostüm ve aksesuar deposunu meydana getirdim. Yerli filmden milyonlar kazanmıştım. Fakat hepsini sarf edip sıfırdan işe başladım. Şimdi yılda 6 film yapıyorum kendi hesabıma. Bunları Arapça dublajla dış piyasaya satıyorum. Artık stüdyom, kameram, ışık tesisatım, hatta jönprömiye olmadığım halde, bir apartmanım ve otomobilim var. Nasıl Türk sinema tarihine adımı bıraktırma, evlatlarıma da büyük bir film şirketi bırakacağım.»






Muharrem Gürses, Levent – Etiler yolunda oturuyor. Evini ziyaret ettiğimiz zaman, Gürses ailesinin dört ferdinin de sinema için çalıştığını gördük: Muharrem Gürses prodüktör – rejisör, oğlu Atilla Gürses, filmlerinin jönprömiyesi, kızı Nilgün Gürses çocuk oyuncusu, eşi Hayriye Gürses de senaryo yazarı olarak… Türkiye’de dört ferdi de sinema için çalışan bir başka aile yoktur. Atilla Gürses, «Zaloğlu Rüstem», «Battalgazi», «Hazreti Süleyman» filmlerinde oynamıştır. Bu konuda Muharrem Gürses:






– «Yerli sinema, içine giren herkesi zengin eden bir hazinedir. Sokaklarda meteliksiz gezenler bu sinema sayesinde milyoner oldu, meşhur oldu, mutlu oldu. Yatıp kalkıp hepimizin yerli sinema seyircisine ve bizi koruyan hükümetlere dua etmemiz gerekir. Bazıları nankörlük, şımarıklık ediyor. Hele başrollerdeki kadınlar ve genç erkekler… Ben, kendi yağıyla kavrulan, evini küçük bir konservatuvar haline getiren bir sinema adamıyım. Oğlum ve kızım bir lisan ve sanat okulunda ders alıyor, tatbikatını da benim filmlerinde yapıyorlar» diyordu.



Halen 54 yaşında olan Muharrem Gürses, «Bu işe 64, hatta 74 yaşında da devam etmek niyetindeyim» diyor.

Muharrem Gürses, yerli sinemada Muhterem Nur, Yusuf Sezgin gibi artistleri meşhur etmiştir. Son yıllarda yaptığı «Zaloğlu Rüstem», «Battal Gazi», «Hazreti Süleyman» gibi filmlerle tarihi filmler çağını açmış, arkasından bütün rejisörler onu taklit etmiştir.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 35. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.