Peter Sellers Hippie Oldu



Bütün gün evin içinde yapayalnız oturmaktan canı sıkılıyordu. Genç eşi Britt Ekland her sabah erkenden film çalışmaları için stüdyoya gidiyor, akşamları da geç vakit yorgun argın eve dönebiliyordu. Genç kadının eşi Peter Sellers ise «Parti» isimli filmini tamamladıktan sonra bir süre dinlenmek için evine çekilmişti. Ama böyle bomboş oturmak da aktörün doğrusu pek hoşuna gitmiyordu. Bütün gün öfkesini hizmetçilerden çıkarıyor, karşısına çıkan herkese bağırıp çağırıyordu. Aktörün öfkeli sesi bazan evin dışından da duyuluyor, Peter Sellers'in çok sinirli ve aksi bir aile reisi olduğuna dair çıkarılan dedikodular dallanıp budaklanıyordu...



Aktör de durumun farkındaydı. Bu dedikodulara bir son vermek ve en önemlisi sıkıntıdan kurtulmak için tatili yarım bırakıp bir film çevirmeye başlaması gerektiğini biliyordu. Fakat bir komedyen için de ha deyince uygun senaryo bulunması elbette imkansızdı. Peter Sellers, daha önceden ona teklif edilmiş olan rolleri bir kere daha gözden geçirdi ve nihayet «I Love You Alice B. Toklaş» (Seni Seviyorum, Alice B. Toklaş) da baş rolü oynamayı kabul etti.





Peter Sellers, yeni filmin konusu hakkında karısına fazla bilgi vermemiş, sadece, «Bir New York'lu avukatı canlandırıyorum,» demekle yetinmişti. Fakat ilk gün stüdyodan döndüğü zaman aktörün küçük kızı Elizabeth babasını uzun saçları, Hippie kıyafetiyle tanıyamamış, eve misafir geldiğini zannetmişti. Britt Ekland da kocasını günümüzün gençliğinin pek rağbet ettiği 'Çiçek Çocuğu' Hippie kıyafetiyle görünce çok şaşırdı.

Filmin başında New York'lu ciddi bir avukat hüviyetinde seyircinin karşısına çıkan Peter Sellers, tam sevdiği genç kızla evlenmeye hazırlanırken 'Hippie' felsefesini benimsemiş bir genç kızla tanışır ve bu defa ona aşık olup her şeyi unutur ve kısa bir süre içinde Hippie olup çıkar.



Gençlerin çılgınlıklarını hiç bir zaman benimsemeyen Peter Sellers, film çalışmaları ilerledikçe Hippie'liği benimsemiş, evde de kıyafetini değiştirmeden dolaşmaya başlamıştı. Hatta Peter Sellers bununla da kalmayıp otomobilini de Hippie'lerin afişlerinden ilham alarak rengarenk boyattı. Stüdyoya gelip giderken bu renk renk boyalı arabasına kuruluyor, dostlarına, meslektaşlarına 'Hippie'leri methetmekten geri kalmıyordu. Fakat Peter Sellers'in bu hevesi uzun sürmedi. 'Çiçek Çocuğu' hüviyetinden çabuk bıktı. 18 yaşındaki gençlerle aşık atamayacağını anlamıştı... Ne de olsa yaşını başını almış bir insandı ve gençlere ancak bir noktaya kadar ayak uydurabiliyordu.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1968 TARİHLİ 16. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir