Ajda Pekkan ve Gülsün Kamu Kavgası




İkisi de başka başka yollardan hareket etmişlerdi. Ama, hayatlarının 22’nci baharında kader onları birbirine rakip yaptı. Ajda, Çamlıca Kız Lisesi’ni, Gülsün de, Notre Dame Lisesi’ni bitiremeden kendilerini »sahne» denilen yerde buldular. Gülsün Kamu, Kent Oyuncularında sahneye Nalınlarını giyip çıkarken, Ajda Pekkan da, İlham Gencer’in orkestrasında (amatörce) birkaç şarkı söylüyordu. Sonra Ajda, film oyuncusu oldu; bir hayli film çevirdikten sonra kapağı, şarkıcılığa attı. Gülsün Kamu da, tiyatroda ve film oyunculuğunda tutunamadı, ses yerine biraz nefesi olduğu halde, mikrofonun yardımıyla «şantöz» diye kendini tanıttı.






Geçen kış, talih ikisini aynı sahneye çıkmaya sürükledi: Gülsün şarkılarını söyleyip iniyor, arkadan Ajda çıkıyordu. Mesleki rekabet, onları gönül rekabetine de sürükledi. Flört ettikleri erkekleri birbirlerinden kıskanmaya başladılar. Sonunda iş inada bindi. Artık birinin bıraktığına öteki yanaşıyor, ötekinin darıldığı ile beriki sıkı fıkı dost oluyordu.






Sonunda barışın, savaştan daha güzel olduğunu anladılar ve geçen hafta bir yazlık kulüpte sarılıp öpüştüler. Şimdi hayattan zevk almasını bilen iki şarkıcı: «Bu fani dünyada dargın durmak ayıp şey! Hayatta herkese yer var. Niçin birbirimizi kıskanalım? Artık kötü huylarımızı bıraktık» dediler ve yeni dostluklarını göstermek için birbirlerine kendi elleriyle yemek yedirip, içki içirdiler. Biz de, havalar çok sıcak olduğu için, aralarındaki buzlar erimiştir, diye düşündük.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 33. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.