Frank Sinatra’nın Çetesi




California’da, ünlü Bel Air semtindeki villanın tamiri ve dekorasyonu üç yüz bin dolara mal olmuştu, Fakat elli bir yaşındaki Frank Sinatra, yirmi bir yaşındaki eşi Mia Farrow’a düğün hediyesi olarak vermek istediği bu ev uğruna üç yüz bin dolar değil, üç milyon dolar bile harcamaya razıydı… Yeter ki genç ve güzel karısı bu evi beğensin, içinde oturmaya razı olsun.



Frank Sinatra'nın avukatı Jim Mahoney, ünlü karı - kocanın bir süre ayrı yaşamayı kararlaştırdığını dünya basınına açıklamadan kısa bir süre önce, Mia, bu yeni evine yerleşmişti. Dostlarına «Nihayet bu iş de bitti. Tam benim istediğim gibi olmuş,» diyerek evi beğendiğini ima etmişti. Fakat ayrılık haberi yayınlandıktan sonra genç kadının bu sözlerini ayrılma meselesine bağlayanlar da çok oldu...

1967'nin boşanma furyası devam ederken Frank Sinatra ile Mia Farrow'nun da bu kervana katılması sinemaseverleri şaşırttı. Bazıları İse «Biz zaten bu neticeyi bekliyorduk. Elli yaşındaki erkekle onun yan yaşındaki genç karısının bu kadar zaman evli kalmayı başarmaları bile mucizedir» demişlerdi. Fakat, acaba karı - kocanın ayrılmasında aradaki yaş farkı önemli bir rol oynamış mıydı, yoksa bu meselenin altında daha başka sebepler mi gizliydi?





Frank Sinatra, Mia ile evlenirken prensiplerinden vaz geçmiş, karısının meslek bayatını devam ettirmesine razı olmuştu. Fakat aradan bir buçuk yıl geçmeden Mia'nın kocasını maddi bakımdan zarara sokacağını, yani film çalışmalarını baltalayacağım tabii kimse aklına getirmemişti. Mia, «Rosemary's Baby» (Rosemary’nin Bebeği) isimli filmi New York’ta çevirmeye başlamış ve kocası «Dedektif» isimli filme başlayıncaya kadar New York'taki çalışmaların tamamlanacağım söylemişti... Mia, New York’tan doğru Hollywood’a gelecek ve karı - koca beraberce «Detektif» filmini çevirmeye başlayacaklardı. Frank Sinatra karısının verdiği söze göre planlarım hazırlamış ve iş Mia'nın New York’tan dönmesine kalmıştı. Fakat ne gezer... Mia sözünde durmayıp New York'tan gelmeyince işler karışmış, Frank Sinatra küplere binmişti. Ve bu olaydan sonra karı - koca şiddetli bir münakaşaya girişmişler, sonunda da Frank Sinatra, eşyalarını alıp başka bir yere taşınmıştı. Bir şiire karısından ayrı yaşamak niyetindeydi...



Bazı dedikoducuların iddialarına göre ise Mia'nın Laurence Harvey İle fazlaca samimi olması, «Rosemary’nin Bebeği» filminin genç rejisörü Roman Polanski'yle gece, gündüz beraber gözükmesi Frank Sinatra’yı adamakıllı sinirlendirmişti. Fakat aktörü yakından tanıyanlar bu iddiaları hayli yersiz buluyorlar ve Sinatra'nın genç eşine çok müsamahakar davrandığım, onun genç arkadaşlarıyla gerip tozmasına hiç ses çıkarmadığını belirtiyorlar.

Ünlü şarkıcının Las Vegas’ta İtibarını kaybetmiş olması, Sands Otelindeki yumruk olayı da Mia'nın canını çok sıkmıştı. Çocukluğundan beri, «Ben kuvvetli, hiç kimseye boyun eğmeyen erkeklerden hoşlanırım. Evleneceğim erkek de mutlaka öyle biri olmalı» diyordu. Frank Sinatra'yı da sırf müzik dünyasının kralı addettiği için beğenmiş, annesinin ve yakınlarının itirazlarına aldırmadan onunla evlenmişti. Genç kadın, kocasını kimsenin mağlup edemeyeceği bir taçsız kral olarak görüyordu. Fakat Las Vegas’taki hadiseden sonra Mia'nın, kocası hak kındaki fikirlerinin değişmiş olması da mümkündür.





Frank Sinatra - Mia Farrow çiftinin birdenbire ayrı yaşamaya karar vermesinin sebebi ne olursa olsun ortada bir gerçek var: Yıllarca önce Sinatra’nın kurduğu çetenin mensupları birer, ikişer evliliği bırakıp bekârlığa dönüyorlar. Çete üyeleri arasında boşanma çığırını ilk açan Kennedy ailesinin damadı Peter Lawford olmuştu... Daha sonra ise Sinatra'ların ayrılık haberi açıklandı. Hollywood, Sinatra'nın dedikodusuyla çalkalanırken Sinatra'nın aziz dostu ve çetenin bir numaralı üyelerinden Dean Martin de karısından ayrılmak üzere harekete geçti. Ve sonunda da çetenin zenci üyesi Sammy Davis Jr. ile İsveçli eşi May Britt ayrılacaklarını açıkladılar...



Sammy Davis ile evlenmek uğruna mesleğini kaybeden İsveçli genç artist, kocasının eve hiç uğramamasından şikayetçiydi. Genç kadın aylarca kocası Sammy Davis’in yüzünü görmemiş, bir haber alamamıştı. Bu durumda evliliğini daha fazla devam ettirmenin manasız olacağını düşünüyordu. Böylece çetenin üçüncü üyesi de dul üyeler sınıfına girmeye hazırlanmış oluyor. Fakat ayrılık haberleri arasında en fazla dedikodu yaratan ve ilgi uyandıranı hiç şüphesiz Sinatra’nın ayrılma haberi oldu. Aktörün birinci karısı Nancy Sinatra'nın, prodüktör Ross Hunter ile evlenmeye hazırlandığı bir sırada Frank Sinatra'nın yapayalnız kalması bakalım kendisi üzerinde ne tesir yapacak.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 51. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.