Gregory Peck’in Şöhreti Tehlikede




Gregory Peck, uzun boyu, bebeklerinin içi daima gülen siyah gözleri, hafif dalgalı siyah saçları ve romantik davranışlarıyla genç kızların yüreklerini az mı hoplatmıştı? Onun filmlerinin oynadığı sinemaların önlerinde hayranları bilet almak için az mı sıra beklemişlerdi? Gazeteciler, bu şöhretli jönün resimlerini yayınlamak, onunla ilgili son haberleri verebilmek için birbirleriyle az mı rekabete girişmişlerdi? Delikanlılar, sevgililerinin gözüne girmek için Gregory Peck’i az mı taklit etmişlerdi?





Amerikan sinemasının bu yakışıklı aktörü kısa zamanda yaşayan bir efsane olmuş çıkmıştı. Peki ama bu yaşayan efsane şimdi nerelerde? Hastalanıp yatağa mı düştü? Hafızasını kaybedip çalışamaz hale mi geldi? Hayranlarının sevgisini kaybettiği için herkese küsüp inzivaya mı çekildi? Filmcilerin hepsini darıltıp ebedi boykot mu aldı? Hayır, bunların hiç biri olmadı... Sinemanın yakışıklı aktörü Gregory Peck, bugün elli bir yaşında sapasağlam, gözleri gene etrafına neşe saçan, romantik tavırları gene yürekler hoplatan olgun bir aile reisi...





Hollywood filmcileri ona bir film çevirtmek için durmadan dil döküyorlar, evine mektup üstüne mektup gönderiyorlar. Hayranları, mevsim başlarında yeni filmlerin listeleri açıklandığı zaman Gregory Peck'in ismini taşıyan filmler! boş yere arıyorlar. Zira aktör, iki, üç yılda bir kere o da bin bir rica, minnet ile ancak bir film çeviriyor. Çalışmalar da gayet ağır gittiği için, aktörün hayranları onu birkaç yılda kamera karşısında seyretmek imkanını bulabiliyorlar. Üstelik Gregory Peck rol seçme işinde de pek müşkülpesent davranıyor. Kovboy filmlerinde oynamak istemiyor, aşık rollerini beğenmiyor, macera filmlerini kendine göre fazla hareketli buluyor, savaş ilimlerinden bıkmış, polisiye filmlerde ise büyük bir başarı sağlayabileceğini pek ummadığı için bu türde film çevirmesini teklif edenleri başından savmaya dikkat ediyor.





Bir de Gregory Peck ile aynı nesilde olan hatta ondan bir önceki neslin şöhretlerine bakın... Edward G. Robinson, yetmiş dört yaşında olmasına rağmen Roma'da polisiye film çeviriyor ve doktorlarının ikazlarına aldırmadan hareketli bir hayat sürüyor. Henry Fonda, kızı yerindeki genç eşiyle Hollywood partilerini kaçırmadığı gibi, filmlerde de romantik âşık rollerine çıkmaktan zerre kadar çekinmiyor. Sinemayı tamamen terk etmeyi aklının köşesinden geçirmediğine şüphe yok. James Stewart, elli sekiz yaşında, hala sırtına üniformayı geçirip savaş filmlerinde oynuyor. Teklif alırsa da kovboy filmlerinde oynamayı tercih ediyor. Salon komedilerinin ise sevimli babası olarak hayranlarını büyülüyor.



Altmış üç yaşındaki Jean Gabin, iki kere 'Sefiller' filmini çevirdikten başka rol arkadaşlığı yaptığı genç aktörlerin oyunlarını gölgede bırakıyor. Kirk Douglas'lar, Charlton Heston'lar, Cary Grant'ler, Richard Widmark'lar meslek hayatlarını sona erdirmek şöyle dursun her geçen yıl film çalışmalarını biraz daha artırmaya bakıyorlar. Aşık delikanlı rollerine de, amansız ajan rollerine de kahraman asker rollerine de çıkıyorlar ve seyirci onları hiç de yadırgamıyor. Gregory Peck ise bir zamanlar meslektaşlarının hepsinden daha fazla sevilirken, hepsinden daha çok para kazanırken şimdi adeta zorla kendini unutturmaya bakıyor.

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 39. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.