Oscar’ın 40 Yılı




Oscar gecesinin son derece parlak geçmesinde, salondakileri esprileri ile kahkahadan kırıp geçiren Bob Hope‘un büyük rolü olmuştu. Oscar komitesi de armağan kazananları açıklarken, ünlü aktörün ölünceye kadar Akademi üyesi olarak kalacağını karar altına aldı.

Cephelerde savaş hızını kaybederken, Hollywood filmcilerine de savaş filmi çevirmekten bıkkınlık gelmişti. Gerçi, Amerikan Savunma Bakanlığı bu türdeki filmlerin çevrilmesinde filmcilere azami kolaylık gösteriyordu ama Hollywood, sinema seyircisinin devamlı propaganda filmi seyretmekten bıkmış olabileceğini de düşünmek zorundaydı… Artık sinemaseverlere savaşın insanlara uykularını kaçırtan dehşetini unutturup, dikkatleri başka yönlere çekmenin zamanıydı.



Bu amaçla çevrilen bir sürü film arasında «Gaslight», son yılların en ilgi çekenlerden biriydi. Ruh hastası bir kocanın, karısını çıldırtmak için baş vurduğu çareler, filmin esasını teşkil ediyordu. İsveç’ten Hollywood’a gelmiş olan Ingrid Bergman, masum zevce rolünü, büyük bir başarıyla oynamıştı. Fransız asıllı aktör Charles Boyer de, cani ruhlu koca rolünde unutulmaz bir oyun çıkarmıştı… Daha önce ‘Constant Nymph’ (Aşk Senfonisi) isimli filmde de başarısıyla Amerikalı sinemaseverlerin ve filmcilerin takdirlerini kazanan Charles Boyer, bu filmle, Hollywood’daki mevkiini sağlamlaştırmış oluyordu. Nitekim, bundan sonra, sinema dünyasında bir Charles Boyer modası başlayacak, birçok aktör, onun oyununu, hareketlerini, hatta Fransız şivesiyle İngilizce konuşmasını bile taklit edeceklerdi.,






«Gaslight» tan başka «Laura» de, yarı polisiye hava içinde gelişen ilgi çekici bir dramdı. Dana Andrews, Clifton Webb ve yeşil gözlü aktris Gene Tierney‘in baş rollerini oynadıkları bu film de, yılın Oscar adayları arasındaydı…

Claudette Colbert‘in baş rolünü oynadığı «Since You Went Away» (Sen Gideli Beri) de yılın ilgi çekici dramlarından biriydi. Filmciler, savaş yıllarında seyircileri güldürmeyi değil de, düşündürmeyi tercih etmişler, komedilere programlarında pek yer vermemişlerdi..



Filmcilerin bir çoğu, büyük masraflar ve fedakârlıklarla, polisiye dramlar çevirerek piyasayı ellerinde tutmak istemişlerdi ama, Paramount şirketi, diğerlerinden ayrı bir yol tutmuş, insanların böyle kritik devrelerde, din ile her zamankinden daha fazla ilgileneceğini düşünerek «Going My Way» (Benim Yolundan mı Gidiyorsun?) isimli bir filimde, seyircilerin dini duygularına hitap eden bir konuyu ele almıştı. Küçük bir kiliseyi düzene sokmak için gönderilen genç papazın, yer yer komik olaylarla süslü hikâyesi, Hıristiyanlık aleminde gerçekten büyük yankılar uyandırmıştı.. O güne kadar sadece ünlü bir şarkıcı olarak ismini sinemaseverlere duyurmuş olan Bing Crosby, bu filmde genç papaz O’Malley rolünde kendisinden hiç beklenmeyecek derecede başarılı bir oyun çıkarmıştı.. Bir yıl önce «White Christmas» şarkısıyla sinemaseverlerin kalplerini fetheden bu sevimli şarkıcı-aktör, bu kere de oyun gücünü seyirciye ispat etmiş oluyordu.. Yaşlı papaz rolünde de Barry Fitzgerald’ın oyunu, uzun yıllar hatırlardan çıkmayacak derecede başarılıydı…






Oscar Armağan Komitesi, yılın başarılı sanatçılarını seçmek için toplantılara başladığı zaman, gerek kadın oyuncu ve gerekse erkek oyuncu bolluğu karşısında ne yapacağını şaşırmıştı… Ingrid Bergman, Claudette Colbert, Gene Tierney, Greer Garson, Barbara Stanwyck ve Bette Davis, baş rollerini oynadıkları filmlerde armağan almaya tam manasıyla hak kazanmışlardı.. Diğer tarafta Margaret O’Brien, küçük sinemaseverlerin kalplerinde Shirley Temple‘den boşalan yeri doldurmuştu..



Erkeklere gelince: Başta Bing Crosby olmak üzere Charles Boyer, sinemada Amerika cumhurbaşkanlarından Woodrow Wilson’u başarıyla canlandıran Alexander Knox, Cary Grant ve Clifton Webb, armağan adayları arasındaydılar. Ama hepsi de en kuvvetli rakiplerinin Bing Crosby ve Charles Boyer olduğunu gayet iyi biliyordu.

1944 Oscar gecesinin kahramanı Leo Mc Carey idi.. Küçük bir kasaba kilisesinin dertlerini ele alan «Going My Way» isimli filmin hikâyesini yazmış, senaryoya çevirmiş, yöneticiliğini üzerine almış ve filmdeki önemli rollerden birinde de oynamıştı… Oscar gecesi, Leo Mc Carey, kendi masasıyla sahne arasında mekik dokudu. Kazandığı Oscar heykelleriyle hatıra fotoğrafı çektirirken de, dünyayı fethetmiş kahraman bir kumandandan farksız denebilecek bir eda takınmıştı…






Gecenin ikinci kralı da ünlü komedyen Bob Hope oldu. Sinema Sanatları ve İlmi Akademisi’nin gelişmesinde ve uluslararası bir hüviyet kazanmasında büyük yararlığı dokunan Bob Hope’a, komite, bu çalışmalarının karşılığını vermeyi kararlaştırmıştı.. Oscar gecesi de Bob Hope, takdimcilik yaparken, tatlı esprileriyle salondakileri kahkahadan kırdı geçirdi.. Cephede askerleri eğlendirmekten yeni dönmüş olan Bop Hope, savaşla ilgili fıkralarıyla, Oscar gecesinin neşeli geçmesini sağlamıştı. Sonuçlar açıklanırken Bob Hope’un, ölünceye kadar Akademi üyesi kalması ve her yıl Oscar gecelerinde takdimci olarak görev alması kararlaştırıldı…



Daha sonra, yılın en başarılı aktörü seçilen Bing Crosby, alkışlar arasında sahneye çıkarken, sevgili dostu ve rol arkadaşı Bob Hope, onu çeşitli esprilerle halka takdim etti. İki can yoldaşı birbirlerine sarıldılar. Bing Crosby, şakacıktan «senin Oscar’ın sahte…», «beni kıskanmayasın diye. Akademi üyeleri sana da bir sahte Oscar verdiler…» dedi.

Yılın en başarılı kadın artisti Ingrid Bergman, sade kıyafeti, dümdüz taranmış saçlarıyla, bir masumiyet timsaliydi.. Genç kadın, Oscar heykelciğini aldıktan sonra gülümseyerek hayranlarına teşekkür ederken, gözlerini biraz ilerdeki masada oturan kocası Pierre Lindstrom’dan ayırmamıştı… Karı-koca Lindstrom’lar, Hollywood’da mutlu bir aile olarak da sevgi ve hürmet kazanmışlardı…



Kısa bir süre sonra, «Gaslight» ın masum yıldızının özel hayatında çok büyük bir değişiklik yapacağı ve şimşekleri üzerine çekeceği tabii bilinmiyordu..

Walt Disney, evindeki Oscar koleksiyonuna bir yenisini ekleyeceğini umuyordu, ama maalesef sonuç, umduğu gibi olmadı. Disney stüdyolarından ayrılan elemanların kurdukları karton film stüdyolarında, ustanın eserlerini aratmayacak derecede güzel eserler yaratılmaya başlanmıştı.



Laura filmi sayesinde mutlaka Oscar kazanacağını uman yeşil gözlü yıldız Gene Tierney, sırtında açık yeşil bir tuvaletle Oscar gecesine katılmıştı. Yanında, Beyaz Rus olan kocası Oleg Cassini de vardı. Hollywood’un ünlü moda uzmanlarından biri olan Cassini, karısının Oscar’ı almasından sonra, kendi işlerinin de gelişeceğini düşünerek memnun memnun gülümsüyordu. Fakat, Oscar’ı Ingrid Bergman alınca, karı-kocanın yüzlerindeki neşeli ifade kayboluverdi… Sonuçların hepsini öğrenmek zahmetine de katlanmadan salonu terk ettiler…

Bir zamanlar Oscar alamayınca fena halde üzülmeyi adet edinmiş olan Bette Davis ise, bu defa başarısızlığa uğramış olmasına hiç yanmadı. Ingrid Bergman’ı bol bol alkışladı ve yanındakilere «Gaslight» filmini durmadan methetti.



1944 YILININ

EN BAŞARILI AKTRİS: Ingrid Bergman (Gaslight)

EN BAŞARILI AKTÖR: Bing Crosby (Going My Way)

EN BAŞARILI FİLM: Going My Way (Paramount)

EN BAŞARILI YARDIMCI AKTRİS: Ethel Barrymore (None But The Lonely Heart)

EN BAŞARILI YARDIMCI AKTÖR: Barry Fitzgerald (Going My Way)

EN BAŞARILI REJİSÖR: Leo Mc Carey (Going My Way)

EN BAŞARILI ORJİNAL HİKAYE: Leo Mc Carey (Going My Way)

EN BAŞARILI SENARYO: Frank Buttler, Frank Cavett (Going My Way)



EN BAŞARILI SİYAH – BEYAZ FOTOĞRAF: Joseph La Shelle (Laura)

EN BAŞARILI SANAT YÖNETİCİSİ: Cedric Gibbons (Gaslight)

EN BAŞARILI İÇ DEKORASYON (siyah – beyaz): Edwin B. Willis (Gaslight)

EN BAŞARILI FON MÜZİĞİ: Max Steiner (Since You Went Away)

EN BAŞARILI KARTON FİLM: «Mouse Trouble» (Metro Goldwyn Mayer)

ÖZEL ARMAĞANLAR: Margaret O’Brien ve Bob Hope

IRVING THALBERG ARMAĞANI: Darryl F. Zanuck

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 28. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.