Erden Güvenç’in İlk Filmi İlk Heyacanı




Genç erkek ile yeşil gözlü kadın şöyle konuşuyordu:

– «Unutma sevgilim, her yazarın bir başka üslubu vardır. Benim ki de…

– «Evet, seninki malum: Korku, dehşet, cinayet ve kan… Aşk romanları yazmanı tercih ederdim, cinayet romanı değil.»

Bunları söyleyen esmer, yeşil gözlü kadın, yakışıklı gence dudaklarını uzattı, bir an bakıştılar ve yerli sinemanın bin bir busesinden birini alıp vermek üzere erkek yavaşça eğildi ve… hayret, kadını öpmedi.

Rejisör genç erkeğe bağırdı:

– «Erden, yavrum, niçin öpmedin Birsen’i?»





Erden Güvenç başını rejisöre çevirdi:

- «Öp, demediniz, diye...»

Heyecandan kıpkırmızı olmuştu, kekeliyordu.

Rejisör bir an durdu, düşündü:

- «Bak Erden Bey, 'cinayet romanı' kelimelerini söylerken son kelimeyi Birsen'in ağzında bırakacaksınız. Hani başını sola çevirip bakıyorsun ya! İşte o anda kızı öpeceksin!...»

Erden Güvenç «evet» anlamında başını şöyle bir hafifçe salladı.





Suflörlük de yapan reji asistanı sözleri bağıra bağıra okumaya başladı. Önce Erden, sonra partneri konuştular ve nihayet «buse» ye sıra gelince hafifçe öpüştüler. Aram Gülyüz gene bağırdı:

- «Olmadı, olmadı... O kadar korkarak, o kadar isteksiz öpüşme olmaz. Bu kız sizin nişanlınız, sözlünüz, ilerde evleneceğiniz bir kadın... İnsan böyle durumda, böyle mi öpüşür?...»

Erden Güvenç boncuk boncuk terler döküyordu:

- «Özür dilerim, heyecanlıyım» sözlerini söyleyebildi. Aram Gülyüz:

- «Haklısınız, bu kadar kişi içinde öpüşmek, gerçekten, yeni başlayanlar için zor şeydir. Ama moraliniz bozulmasın, ilk başlayan herkeste olur...»





Bu sırada pikaba sinirleri gevşeten bir plak konuldu ve meşhur sahne yeniden çekildi ve rejisör:

- «Çok güzel oldu, çok güzel... Tebrik ederim... İlk filmin, ilk sahnesinin, ilk planını başarıyla bitirdin...»

Bu sırada orada hazır bulunan herkes, hemen hemen aynı cümleleri tekrarlıyorlardı:

- «Aferin çocuğa. Bu kadar uzun bir planı ilk adımda başarmak çok zordur. Erden beklenenden fazlasını verdi!...»

Hala biraz önceki zor sahnenin etkisinden kurtulamayan Erden Güvenç bir köşede, boyanan dudağını ispirtolu pamukla siliyordu:





- «Etiler'deki bu köşkte, SES mecmuasının tecrübe filminde oynamıştık. Karşımda iki rakibim: Turgut Akaslan ve Turgut Kaytmaz vardı. Şimdi aynı yerde, ilk filmime başladığım için çok sevindim. Bana burası uğurlu gelmişti, gene uğurlu geleceğine, bu sefer yerli sinema yarışını da kazanacağıma inanıyorum...» dedi. «Bir de şu heyecan olmasa... Ama bugün burada tecrübe filmini çevirdiğimden daha az heyecanlanıyorum. Galiba yavaş yavaş bu mesleğe alıştım.»

Filmin hem rejisör, hem de iki prodüktöründen biri olan Aram Gülyüz yanımıza geldi:

- «Erden barajı aştı: Yani Birsen Ayda'yla olan aşk sahnesinde başarı kazandı, şimdi. Hülya Koçyiğit'le yarışacak, yanı onunla aşk sahneleri çevirecek... Malum ya, büyük oyuncularla oynamadan önce ufak oyuncularla çalışma olur ve bu sahnelerde pişen, yükseklere çıkar...»





Hepimiz bu «şaka» ya gülümsedik. 1966- 1967 SES Kapak Yıldızı Erden Güvenç'in ilk filminin adı «Deli Fişek». Bir polisiye... Filmin konusu, 1937 yıllarında İstanbul'da gösterilen ve başrollerini Franchot Tone, Deanne Durbin ve Dan Duryea'nın yaptığı «Trendeki Kadın» isimli Amerikan filminden alınmış... Franchot Tone'nun rolünü Erden Güvenç, Deanna Durbin'in rolünü Hülya Koçyiğit, Dan Duryea'nın rolünü Tanju Gürsu oynuyor. Hülya, trende giderken bir cinayete şahit olur. Polise gider. Elindeki cinayet romanlarını görenler, onu roman okuyarak aklını buzmuş bir kız zannederler. Hülya da polise derdini anlatamayınca cinayet romanları yazarı Erden Güvenç'in evine gider. Erden'in nişanlısı Birsen Ayda onu kıskanır. Çeşitli gülünç ve heyecanlı olaylardan sonra cinayeti meydana çıkarırlar ve Hülya ile Erden evlenir.»



Biraz sonra filmin kadın yıldızı Hülya Koçyiğit geldi. SES mecmuası yoluyla yerli sinemaya dört yıl önce geçen Hülya ile henüz yeni girmekte olan Erden Güvenç tanıştılar ve onların sahneleri çekilmeye başlandı. Erden'in heyecanı ve işe yeni başlamaktan gelen acemiliklerini görmemek elde değildi. Fakat, Hülya, ona yardım için elinden geleni yapıyor ve yeni arkadaşına faydalı oluyordu. Biraz sonra sahneye Güzin Özipek de dahil oldu ve üçü birlikte çalışmaya başladı. Set arasında Güzin Özipek:

- «Yeni başlayan çek jönprömiye gördüm ben» dedi. «Hepsi böyle başlar. Fakat film çevirdikçe ustalaşırlar. Hiç merak etme, sen de yakında bir star olursun...»



Erden Güvenç'e birinciliği kazandıktan sonra niçin şimdiye kadar beklediğini ve hemen film çevirmediğini sorduk. Şu cevabı verdi:

- «Film artistlerinin çalışmalarını incelemek için setlere gittim. Bu arada tiyatrolara devam ettim. Bursa'da trikotaj mühendisliği yapıyordum. Oradaki işlerimi tasfiye edip İstanbul'a yerleştim. Artık tam bir yerli film oyuncusu olmak için elimden gelen gayreti göstereceğim.»

SES Kapak Yıldızı Erden Güvenç artık sinemaya adımını atmıştı. İsmi sinema afişlerine yazılacak, filmleri Türkiye'nin her tarafında oynayacak, şöhreti yayıldıkça yayılacaktı...

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1967 TARİHLİ 45. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.