Selda Alkor’un Hayali

30 ARALIK 1967, CUMARTESİ:

Çoktan beri düşündüğüm geziye nihayet vakit buldum. Nilgün filmine başlamadan dinlenmek için 10 günlük tatilim var. Hatipoğlu Turizm firması, yılbaşı ve bayram tatillerini Bükreş ve Sofya’da geçirmek isteyenler için bir seyahat tertiplemiş. Otel, yemek, rehber, gezilecek yerler… Hepsini onlar temin ediyor. Bizim grup, biletlerimizi aldık: Türkan, Sami, Cem, Sevinç, Emine, Demir, Nuran, Şükrü, Jale…





Otobüsümüz sabah erkenden hareket etti. Benim yanıma Melâhat adında, Güzel Sanatlar Akademisinden bir öğretmen hanım, yol arkadaşı olarak isabet etti. Edirne'ye kadar tatlı tatlı konuştuk. Kapıkulede gümrük muayenesi için otobüsten indik. Bu sırada Tarık Taylan ve Fransız eşi Pierette ile tanıştım. «Hafif Süvari Alayının Hücumu» filminde, İngilizlerle coproduction yapan filmcilerden, prodüktör Metin Başkurt ve eşi de otobüsümüzde... Sevil mağazası sahibi ve eşi. Bay Haki ve eşi. Emine Varım ve daha hayli otobüs ve gezi arkadaşım oldu.

Akşam yemeğini Tirnova şehrinde yedik. Bulgaristan'ın en eski başkenti... Tıpkı bir Anadolu kasabası... Rejisör Vulo Radef ünlü Şeftali Hırsızı filmini burada çevirmiş. Gece Haskova'da kaldık. Oda arkadaşım Nuran. Fedakar, hamarat bir kız. İstanbul'daki dostlara kartpostallar gönderdim.





31 ARALIK 1967, PAZAR:

Otobüsümüz Bükreş'e doğru asfalt yolda son süratle ilerliyor. Rusçuk köprüsünden Romanya'ya geçtik. Altımızda meşhur mavi Tuna boz bulanık akıyordu. İstanbul, sanki bambaşka bir dünyada kaldı. Nord Otele indik. Daha içeri girmeden meydanda kocaman bir Noel ağacı gördüm. Renkli ampullerle donatılmış. Etrafında da meşhur Yedi Cüce heykelleri var... Oteldeki yılbaşı hazırlığı şahaneydi. Daha tuvaletimi giyip aşığı iner inmez otel müdürü beni Romanyalı filmcilere, Polonyalı turistler ve gazetecilerle tanıştırdı. Romanya'da, Türk Sinematek Derneği geçen ay Türk Filmleri Haftası tertiplemiş. Romen filmcileri de yakında İstanbul'a gelecek ve filmlerini memleketimizde göstereceklermiş. Resimlerimiz çekildi, Polonya ve Romanya gazetelerinde yayınlanmak üzere... Sabah güneş doğana kadar dans edip eğlendik.





1 OCAK 1968, PAZARTESİ:

Uyandığım zaman gece olmuştu. Nord Otelin orkestrası romantik parçalar çalıyor. Gece kulüplerini dolaştık. Yarın sabah Sofya'ya hareket edeceğiz.

2 OCAK 1968, SALI:

Sabah 10'da otobüsümüz Bükreş'ten kalktı. Erkenden kalkıp şehri gezmiş, alışveriş etmiştim. Yolda, Giurgiu'daki Romen lokantası çok güzeldi. Turistik eşya aldım. Kuzeyden Sofya'ya indik. Pliska Otelindeyiz. Arkadaşlarıma yarın doğum günüm olduğunu söyledim. Yol yorgunluğu... Hemen uyudum.





3 OCAK 1968, ÇARŞAMBA:

Sabah Sofya’yı gezdik. Daha doğrusu birkaç mağazadan alışveriş ettik. Akşam otelin lokantasına inerken orkestra benim için marş çaldı. Meğer, doğum günü şarkısıymış bu... Tabii Bulgar melodisi... Pek dokundu bana bu müzik. Gözlerim yaşlandı. Arkadaşlar hediyeler verdi, tebrik, buse ve şampanya... Gene gün ışıyana kadar dans edip şarkılar söyledik. Orkestraya katılan bir arkadaşımız piyano ile çifte telli çaldı. Ben de oynadım. Bizim Rumeli türkülerine Bulgarlar adeta bayıldı.





4 OCAK 1968 PERŞEMBE:

Bükreş'i rehber Helena gezdirmişti, Sofya'yı da Cristina gezdiriyor. Zeki bir kız. Osmanlı İmparatorluğundan kalma eserler üzerinde çok düşündüm. Bulgaristan'da 8 kişiden biri Türkçe biliyor. Çünkü 1 milyon Türk var. Sinemalarından birinde «Keşanlı Ali Destanı» filmi oynuyordu.

5 OCAK 1968, CUMA:

Otobüs İstanbul'a döndü. Biz 9 kişi Sofya'da kaldık. Balkan Oteline geçtik. Galeri National'da El Greco, Degas, Rembrant sonra gece opera ve Astoria, Rapodomo gece kulüpleri... Yarın Filibe'ye gideceğiz.





6 OCAK 1968 CUMARTESİ:

İstanbul'la telefonla konuştum. Güya Demir'le kaçmışız. Hem güldük, hem üzüldük. Oysa geziye çıkacağınızı herkes biliyordu. Kurban Bayramında, gene seyahate çıkacağım. Bu sefer Varşova, Moskova ve Leningrad'a gideceğim. Şimdiden söyleyeyim de kaçtı demesinler. ..

7 OCAK 1968, PAZAR:

Filibe'deyiz. Pamporovo'da kayak kaydık. Çam ormanları karlar içinde...





8 OCAK 1968, PAZARTESİ:

Hediyelik eşya aldık. Şehri gezdik. Tam bir Türk şehri. Yüksek bir tepeden şehre baktım. Evliya Çelebi bile Filibe'yi beğenmiş. Etnografya Müzesi ve «Hisarkapı» daki evler tam Türk konaklarıydı.

9 OCAK 1968, SALI:

İstanbul'a hareket ettik. Akşam olurken İstanbul göründü. 11 günlük tatil bitti. Artık Kurban Bayramına kadar durmadan çalışmak var...

ALINTI: SES DERGİSİ’NİN 1968 TARİHLİ 4. SAYISI



Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.